29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Öğretmen Konuşması

Sayın müdürüm, saygıdeğer meslektaşlarım, sevgili öğrenciler, kıymetli veliler;
Konuşmama başlamadan önce, bu yıl, 95. yıl dönümünü kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun kıvılcımını çakan, Dünya lideri, Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyorum. Bu kıvılcımla Başkumandan Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde milletimiz “kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk Devleti” kurmak üzere “ya istiklâl ya ölüm” parolası ile Kurtuluş Savaşımızı ve milli mücadeleyi başlatmıştır.

Milli mücadelenin Samsun’dan başlatılması, devamında Erzurum ve Sivas Kongrelerinin ardından 23 Nisan 1920 tarihinde, milli iradeyi oluşturmak üzere TBMM açılmıştır. Meclisimiz bütün dünyaya karşı, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletine ait olduğunu duyuran ve TBMM üzerinde hiçbir kişi ve makamın olmadığını bildiren bir bildirge yayınlamıştır. Yani Osmanlı Devleti’nin yıkıldığını, yönetimin padişahtan alınarak halka verildiğini bildirmişlerdir. Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra devlet yönetiminin isimlendirilmesi gerekiyordu. 29 Ekim 1923 tarihinde TBMM tarafından Cumhuriyet ilan edildi ve kurucumuz Mustafa Kemal ilk Cumhurbaşkanı olarak seçildi.

Cumhuriyet halkın egemenliğini öne çıkaran, devleti yöneten kişilerin halk tarafından seçildiği bir demokrasi örneğidir. Şunu belirtelim ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin çağ atlaması, Türk halkının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde tüm engelleri ve zorlukları yenerek çağdaş bir toplum haline gelmesi, laik ve demokratik Cumhuriyet yönetimi sayesinde olmuştur.

Türkiye Cumhuriyetine kazandırdığı değerler sebebiyle, Cumhuriyet yönetimi, ülkemizin geleceği bakımından çok önemlidir. Gelen her kuşağın bilmesi gereken, bu topraklarda kurulan Cumhuriyet yönetimi, Asrın lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türk halkının fedakârlıkları ile kazanılan bir varoluş savaşından sonra gerçekleşmiştir. Bu varoluş savaşının arkasında yüzbinlerce şehit ve gazimizin, vatan için canlarını hiçe saymaları vardır. Bu sebeple Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Cumhuriyet yönetiminin her birey tarafından titizlikle korunması gerekmektedir. Bu şehitlerimize, gazilerimize, Atatürk ve yol arkadaşlarına karşı bir görevdir.

Sözlerime son verirken, Cumhuriyet gençlerinin, kendilerine verilen bu görevi canları pahasına koruyacaklarına, vatanlarını Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda sonsuza kadar savunacaklarına olan inancımla Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, bu vatan için şehit, gazi olan vatandaşlarımızı saygı ve sevgi ile tekrar anıyorum.

Yaşasın Cumhuriyet!
Mebilgi

Bu Yazılar da İlginizi Çekebilir