Albert Einstein Kimdir? Hayatı ve Buluşları Hakkında Kısa Bir Yazı

Albert Einstein ( 14 Mart 1879 – 18 Nisan 1955 )

14 Mart 1879 tarihinde Almanya’nın küçük bir kasabası olan Ulm’da doğmuştur. Küçük yaşta konuşma zorluğu çektiği için ailesi onu doktora götürmüştür. Albert Einstein, babasının kendisine verdiği bir manyetik pusula sayesinde 4 yaşında Fizikle tanıştı. Eğitime, Katolik Hristiyan bir ilkokulun ikinci sınıfından başladı. Einstein, devam ettiği sınıflarda çoğunlukla birinci olmuştur. 10 yaşında Luitpold Gymnasium ( Luitpold Okulu ) a devam etmiş, Latince ve matematiği sevdiği için bu derslerden en yüksek notları almıştır. Einstein burada öğretmenler ile sürekli tartışmakta ve bu tutumuyla öğretmenlerinin tepkisini çekmektedir.

Albert Einstein, 1891 de amcasının hediye ettiği cebir kitabını inceleyerek Pisagor teoremini tekrar ispatlar. 16 yaşına geldiğinde diferansiyel ve integral işlemlerinin yanı sıra kendi başına analitik geometriyi öğrenir. 1894 yılında ailesi İtalya’ya yerleşir ve müziğe merak salar. Mozart ve Beethoven hayranı amatör bir kemancı olmuştur. İsviçre’nin Aarau bölgesinde hayatının en güzel yıllarını geçirdiği bir okulda liseyi tamamlayan dahi fizikçi, Zürih kentindeki Politeknik okuluna devam etmiştir. Adolf Hurwitz ve Hermann Minkowski gibi ünlü matematikçilerin olduğu Fizik bölümüne büyük bir hevesle başlamıştır. Ders notu hiç tutmayan Einstein, arkadaşı Marcel Grossman’in tuttuğu ders notları ile sınavları geçmiştir.1896 yılında İsviçre vatandaşı olmak için babasından izin belgelerini almış fakat 1901 yılına kadar hiçbir ülkenin vatandaşı olamamıştır. Eşi Mileva Marić ile bu okulda tanışmıştır.

Profesör Heinrich Weber’in elektroteknik laboratuvarı dersinde kendine ait deneyleri yapma fırsatı yakalamıştır. Elektromanyetizm konusunda pek çok kitaptan kendi başına çalışmıştır. Einstein üniversiteden fizikçi olarak 1900 yılında mezun olmuştur. Üniversitede bir asistanlık pozisyonu bulmak istemiş fakat Weber’e karşı gösterdiği dik başlılığı yüzünden Weber buna izin vermemiştir. Bern’de bir patent ofisinde, asistan müfettiş olarak çalışmaya başladığında, Elektromanyetik cihazlar için patent başvurularını incelemiştir. Burada elektrik sinyallerinin aktarımı ve elektriksel-mekanik zaman eşgüdümü ile ilgili yaptığı düşünce deneyleri ile Einstein, ışığın doğası ile zaman, uzay ve zamanın ilişkisi hakkında radikal sonuçlara ulaşmıştır.

Albert ve Kuantum Kuramı

1903 yılında Mileva ile evlenmiş, Hans Albert ve Eduard isimli iki oğlu dünyaya gelmiştir.
1905 yılı Einstein için Latince mucizevi yıl anlamına gelen annus mirabillis yılı olmuştur. Bu
yılda Physik dergisinde yayınladığı dört makale, modern fizik anlayışında devrim yaratmıştır.

Fotoelektrik etki
Planck’ın “Kara Cisim Işıması” teorisine, radyasyonun kuantalardan oluştuğu tezinin ışık için de geçerli olduğunu önermiş ve böylece kuantum kuramının temellerini atmıştır.
Brown hareketi : Atomların varlığın ispatlamaya çalıştı ve istatistiki fizik alanına katkıda bulundu.
Özel görelilik : Maxwell’in elektromanyetik denklemleri ile mekanik yasalarını bağdaştırarak, ışık hızının her referansa göre sabit olduğunu önermiş, yıldızlar arası yolculuğun mümkün olmadığını söylemiştir.

Kütle-enerji eşitliği
Kütle enerji eşitliğini ünlü formülü ile göstermiştir. Işığın yer çekimi kanunu ile yön değiştirebileceğini açıklamıştır.
1909’da Zürih Üniversitesi’nde Kuramsal Fizik profesörü, 1911 yılında Prag’da Karl-Ferdinand Üniversitesinde profesörlük ünvanı almıştır. 1914 yılında Almanya’ya dönüp, Kaiser Willhelm Fizik Enstitüsü’nde yönetici, Berlin Humboldt Üniversitesinde profesör olarak görev almıştır. 1911 yılında, yeni genel görelilik kuramına göre, başka bir yıldızın ışığının güneş tarafından kırılacağını hesaplamıştır. Bu teorisi 1919’da Arthur Eddington’un güneş tutulması gözlemi sırasında doğrulanarak Einstein dünyaca üne kavuşmasını sağlamıştır.
1921 yılında fotoelektrik etkisini açıklaması nedeniyle Nobel Fizik Ödülünü , 1925 yılında da Royal Society (bilime yönelik olarak alanında uzman bir topluluk) tarafından Copley Medal ( Copley Madalyası- topluluk tarafından verilen bilim ödülü ) almıştır.
1933’te Nazilerin yaktığı kitaplar arasında Einstein’ın eserleri de vardı. Bu sırada Amerika’da olan Einstein bir daha geri dönmemiş, 1955’te ölümüne kadar Princeton, New Jersey’de, Institute for Advanced Study’de çalışmaya devam etmiştir.

Albert Einstein Ne Zaman ve Nasıl Öldü?

1939 yılında, fizikçi Leo Szilard dahil bir grup Macar bilim adamının Naziler için atom bombası çalışmalarından dolayı Washington’u uyarmasına rağmen, söyledikleri dikkate alınmamıştır.
76 yaşında, Princeton Hastanesi’nde iç kanam sonucu ölmüştür. Otopsiyi yapan patoloji uzmanı Thomas Stoltz Harvey ailesinin isteği ile bedeni yakılması için hazırlamış. Beyni ise sefer tasında evine götürmüştür. Yani Einstein’ın beyni çalınmıştır.
1921 yılında Einstein, Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür. Albert Einstein, enerjinin ışık hızının karesiyle maddenin kütlesinin çarpımına eşit olduğunu bularak bilim dünyasında yeni bir çağ açmıştır. O’na göre maddeler çok yoğun enerjilerdir. Kimyasal reaksiyonlar sonrası kütlenin bir kısmı enerjiye dönüşmektedir. Bu durumu açıklayan E=mc² formülü 1905’de Einstein’ın makalelerinde yayımlanmıştır. Bu formülü özel görelilik kuramının bir sonucu olarak türetmiştir.

Kaynak: www.mebilgi.com aktif link verilmeden kaynak alınamaz.

Bu Yazılar da İlginizi Çekebilir

2 Comments

  1. İki şey sonsuzdur, İnsaoğlunun aptallığı ve Evren, fakat ikincisinden emin değilim demiş Einstein, ülkemizde yaşasa deli olarak kabul edileceği kesindi ama.

  2. Einstein gibi bilim adamları kolay yetişmiyor. Baksanıza fizik hala onun kuramları üzerinden hareket ediyor.

Comments are closed.