/ Mar 14, 2026
Selected menu has been deleted. Please select the another existing nav menu.
Yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen iki arkadaş vardı. Birisi çok kurnaz, atılgan ve hareketli, diğeri ise tam tersine çok dürüst, saf ve sessiz biriydi. Kurnaz olanı bir gün diğerinin yanına gider, işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Dürüst olanı içtenliğini göstererek dostunu kırmaz ve cebindeki bütün parayı arkadaşına verir. Parayı alan arkadaşı durumunu düzeltir.
Aradan bir süre geçer ve kurnaz olan yine arkadaşının yanına gelip, arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Bu hiç normal bir davranış değildir ve arkadaşı çok şaşırır. Ona ne cevap vereceğini bilemez. Ancak aralarındaki bağ o kadar kuvvetlidir ki arkadaşına hayır da diyemez. Hikaye bu ya, arkadaşının isteğini kıramaz ve nişanlısından ayrılır.
Bir zaman sonra saf olanın işleri bozulur. Büyük bir ekonomik sıkıntıya düşer ve aklına arkadaşı gelir… Öyle ya zamanında ona para vermiştir, sevdiğinden vazgeçmiştir. Büyük bir umutla arkadaşının iş yerine gider ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Ancak beklediğinin tersine arkadaşı ona iş vermez. Saftır dedik ya aklından arkadaşına kızmak bile gelmez ancak pişmanlık ve üzüntü içinde kalarak evine döner.
Günlerden bir gün sokakta dolaşırken yanına biri yaklaşır. Adam hasta ve yaşlıdır, fakir olduğunu ilaç alamadığını söyler. Yaşlı adamın hali onu çok üzmüştür, istediği ilaçları alır ve ona verir.
Aradan çok geçmez ve yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır. Saf adam artık zengin olmuştur. Kurnaz olan
arkadaşının iş yerinin karşısında kendine yeni bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok açım, bana yemek ver der. Bizim saf, hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur,
Yaşlı kadının kimsesi olmadığını öğrenince ona; kendisinin de yalnız olduğunu söyler ve bu evde birlikte yaşayalım der. Sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın.., Yaşlı kadın hiç düşünmez ve kabul eder.
Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler,
Bizimki böyle bir kıza nasıl ulaşacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.
Yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler.
Görüşmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır.
Bizimkisi kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yine de unutamamıştır … Biraz da geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir.
Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrofonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya;
Bir zamanlar sevdiğim bir arkadaşım vardı. Bir gün işleri bozulunca benden
borç para istedi, ben de tüm parayı ona verdim. Üstüne üstlük bir de evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. İçim kan ağladı ama nişanlımdan bile vazgeçtim. Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. Fakat bir gün işlerim bozulduğunda fabrikasına gittim. Çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. Büyük üzüntü duydum fakat yine de arkadaşıma kızmadım çünkü biz gerçek dosttuk…
Bu konuşmadan sonra kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz, mikrofonu alır ve şu konuşmayı yapar:
Hikayeden alınacak anafikir :
Gerçek dostlar, yaptıkları iyilikleri mecbur kalmadıkça açıklamaz..
Kaynak: www.mebilgi.com– Yazıya aktif link verilmeden, kaynak alınamaz!
Yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen iki arkadaş vardı. Birisi çok kurnaz, atılgan ve hareketli, diğeri ise tam tersine çok dürüst, saf ve sessiz biriydi. Kurnaz olanı bir gün diğerinin yanına gider, işlerinin bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Dürüst olanı içtenliğini göstererek dostunu kırmaz ve cebindeki bütün parayı arkadaşına verir. Parayı alan arkadaşı durumunu düzeltir.
Aradan bir süre geçer ve kurnaz olan yine arkadaşının yanına gelip, arkadaşının evlenmek üzere olduğu nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister. Bu hiç normal bir davranış değildir ve arkadaşı çok şaşırır. Ona ne cevap vereceğini bilemez. Ancak aralarındaki bağ o kadar kuvvetlidir ki arkadaşına hayır da diyemez. Hikaye bu ya, arkadaşının isteğini kıramaz ve nişanlısından ayrılır.
Bir zaman sonra saf olanın işleri bozulur. Büyük bir ekonomik sıkıntıya düşer ve aklına arkadaşı gelir… Öyle ya zamanında ona para vermiştir, sevdiğinden vazgeçmiştir. Büyük bir umutla arkadaşının iş yerine gider ve kendisine çalışması için iş vermesini ister. Ancak beklediğinin tersine arkadaşı ona iş vermez. Saftır dedik ya aklından arkadaşına kızmak bile gelmez ancak pişmanlık ve üzüntü içinde kalarak evine döner.
Günlerden bir gün sokakta dolaşırken yanına biri yaklaşır. Adam hasta ve yaşlıdır, fakir olduğunu ilaç alamadığını söyler. Yaşlı adamın hali onu çok üzmüştür, istediği ilaçları alır ve ona verir.
Aradan çok geçmez ve yaşlı adamın öldüğünü duyar. Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını kendisine bırakmıştır. Saf adam artık zengin olmuştur. Kurnaz olan
arkadaşının iş yerinin karşısında kendine yeni bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok açım, bana yemek ver der. Bizim saf, hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur,
Yaşlı kadının kimsesi olmadığını öğrenince ona; kendisinin de yalnız olduğunu söyler ve bu evde birlikte yaşayalım der. Sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın.., Yaşlı kadın hiç düşünmez ve kabul eder.
Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler,
Bizimki böyle bir kıza nasıl ulaşacağını, kendisinin tanıdığı olmadığını söyler.
Yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler.
Görüşmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır.
Bizimkisi kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yine de unutamamıştır … Biraz da geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir.
Düğün günü gelir çatar. Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrofonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya;
Bir zamanlar sevdiğim bir arkadaşım vardı. Bir gün işleri bozulunca benden
borç para istedi, ben de tüm parayı ona verdim. Üstüne üstlük bir de evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendiğini söyleyerek benden istedi. İçim kan ağladı ama nişanlımdan bile vazgeçtim. Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. Fakat bir gün işlerim bozulduğunda fabrikasına gittim. Çalışmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. Büyük üzüntü duydum fakat yine de arkadaşıma kızmadım çünkü biz gerçek dosttuk…
Bu konuşmadan sonra kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz, mikrofonu alır ve şu konuşmayı yapar:
Hikayeden alınacak anafikir :
Gerçek dostlar, yaptıkları iyilikleri mecbur kalmadıkça açıklamaz..
Kaynak: www.mebilgi.com– Yazıya aktif link verilmeden, kaynak alınamaz!
It is a long established fact that a reader will be distracted by the readable content of a page when looking at its layout. The point of using Lorem Ipsum is that it has a more-or-less normal distribution of letters, as opposed to using ‘Content here, content here’, making it look like readable English. Many desktop publishing packages and web page editors now use Lorem Ipsum as their default model text, and a search for ‘lorem ipsum’ will uncover many web sites still in their infancy.
It is a long established fact that a reader will be distracted by the readable content of a page when looking at its layout. The point of using Lorem Ipsum is that it has a more-or-less normal distribution of letters, as opposed to using ‘Content here, content here’, making it look like readable English. Many desktop publishing packages and web page editors now use Lorem Ipsum as their default model text, and a search for ‘lorem ipsum’ will uncover many web sites still in their infancy.
The point of using Lorem Ipsum is that it has a more-or-less normal distribution of letters, as opposed to using ‘Content here, content here’, making
The point of using Lorem Ipsum is that it has a more-or-less normal distribution of letters, as opposed to using ‘Content here, content here’, making it look like readable English. Many desktop publishing packages and web page editors now use Lorem Ipsum as their default model text, and a search for ‘lorem ipsum’ will uncover many web sites still in their infancy.
It is a long established fact that a reader will be distracted by the readable content of a page when looking at its layout. The point of using Lorem Ipsum is that it has a more-or-less normal distribution